Yapay zeka kimin için çalışıyor?

Haber
yapay zeka kimin icin calisiyor 5W9HsBJu.jpg

Yapay Zekanın Toplumsal Etkileri Üzerine Yeni Bir Bakış

San Francisco’da sürücüsüz taksi planlarına karşı büyük bir protesto düzenlendi. Bu protesto, yapay zekanın toplum üzerindeki rolüne ilişkin süregelen tartışmaları tekrar gündeme getirdi.

Bu tartışmaların merkezinde ise ekonomist Maximilian Kasy’nin son kitabı The Means of Prediction: How AI Really Works (and Who Benefits) (Tahminin Araçları: Yapay Zekâ Gerçekte Nasıl Çalışır ve Kim Yararlanır?) bulunuyor. Kasy, kitabında, yapay zeka etrafında dönen çelişkili hikayelerin rastlantısal olmadığını iddia ediyor. Yapay zekanın insanlığın kurtuluşu olduğunu iddia edenlerin çoğunlukla zengin yatırımcılar ve teknoloji devlerinin yöneticileri olduğunu belirten Kasy, bu iyimserliğin ekonomik ve politik getirilerinden yararlanan kesim tarafından desteklendiğini savunuyor.

Aynı kesim ayrıca devlet denetimini istemiyor. Kasy, bunu açık bir “güç devşirme stratejisi” olarak tanımlıyor.

Felaket Senaryoları ve Yapay Zeka

Nature’da yapılan bir kitap incelemesine göre, ekonomist Kasy, yapay zekanın insanlığı ortadan kaldırabileceğini iddia eden fütürist filozoflar ve düşünürlerin varlığından bahsediyor. Kasy’ye göre, bu “felaket senaryosu” söylemleri genellikle aynı teknoloji çevrelerinden gelen fonlarla desteklenmektedir, yani her iki tarafta da “satılacak bir hikaye” bulunmaktadır.

Kasy’nin kitabı, halkın teknoloji konusunda bilinçlenmesinin, karmaşık bu tartışmada kaybolmamasının önemini vurguluyor. Özellikle otomasyonun iş kayıplarına neden olabileceği bir gelecekte, teknolojiye dair farkındalığın hayati önem taşıdığını belirtiyor.

Kasy, yapay zeka sistemlerinin toplumdaki etkisini eşitsizlik ve güç yoğunlaşması bağlamında ele alıyor. Kitabın ismi de “üretim araçlarını kontrol edenler, toplumu da kontrol eder” sözünden ilham almıştır.

Yazar, günümüzde “üretim araçlarının” yerine “tahmin araçlarının” (prediction engines) geçtiğini ve bu teknolojilerin istihdamdan sosyal medya içeriklerine, hatta askeri hedef belirlemeye kadar birçok alanda karar vermeye başladığını vurguluyor.

“Açık ve Anlaşılır Olmalı”

Bununla birlikte, Kasy’ye göre, yapay zeka sistemlerinin demokratik bir şekilde tartışılabilmesi için halka nasıl çalıştığı açık ve anlaşılır bir şekilde sunulmalıdır. Kitap, “makine öğrenimi” ve “derin öğrenme” gibi teknik kavramları basit bir dille açıklamaya yönelik bölümlere geniş yer ayırmaktadır.

“Sinir ağları yapay beyin değildir” başlıklı bir bölümde, bu sistemlerin insan beynini taklit etmediği, sadece veriden örüntü öğrenen matematiksel modeller olduğu vurgulanmaktadır.

Kasy, teknoloji şirketlerinin “Yapay zeka insan gibi düşünür” söylemini bilinçli olarak kullandığını ve bu durumun teknolojinin sınırlarını ve ticari doğasını gizlediğini savunmaktadır.

Yazar ayrıca, yapılanın, gizliliğin ve açıklanabilirliğin yanı sıra yapay zekanın nasıl düzenlenmesi gerektiğini adalet çerçevesinde tartışmaktadır. Ancak kitabın dilinin akademik ve ağır olduğu, örnek olayların sınırlı olduğu ve tartışmaların genellikle teorik düzeyde kaldığı eleştirileri bulunmaktadır.

Örneğin “adalet” bölümünde Kasy, “liyakat temelli ayrımcılık” kavramını ele alıyor. Burada, en verimli çalışanları seçmek için tasarlanmış bir iş algoritması örneği veriliyor. Algoritmanın sadece kârı artırdığı sürece “adil” sayıldığı, yani adaletin ekonomik verimlilikle ölçüldüğü vurgulanıyor.

Sonuç olarak The Means of Prediction, yapay zeka hakkında yapılan iyimser veya felaket senaryolarından ziyade, bu teknolojiden kimlerin kazanç sağladığını sorgulayan politik bir çerçeve sunmaktadır. Kasy’ye göre asıl soru şu: “Yapay zeka gerçekten insanlığın geleceğini mi şekillendiriyor, yoksa sadece güç sahiplerinin çıkarları mı?”

Scroll top